Sihirli yazılar...

12/1/2009 - Sükuta İsyan

Kategori: Siirlerim


Nicedir,

sözüm düşmez ak sayfalara,

nicedir susar duygularım, derin uykularında zaman.

Her sabah, seni düşünürüm sessizce, seni bölüşürüm,

serin bir yel misali eser geçer sensizliğim yanı başımdan.

Hasret türkülerimde gezinir sere serpe adın,

dökülür hatıralarımdan solgun yapraklar misali bakışların.

Kar toplar bulutlar göklerimde,

güze çalar havam, yokluğunda  yüreğim üşür.

Tutamam,

alır başını gider deli gönlüm

ardı sıra hazan bitişlerinde göçmen kuşların.

Ağlarım usulca gölgesinde,

hayatın yorgun bitişlerini okşayan  mahzun dokunuşların.

uzakdost-Ocak 2009-Antakya

Yorum (35) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

5/9/2008 - Memleket Türküleri

Kategori: Siirlerim


Akasyalar dizili

köpük köpük, dantel dantel eteğinde denizin.

Saklanır gölgesine ince yaprakların

salkım saçak çiçekler

ve ayak uçlarında mora dikenleri gezinir.

Bir ak kanatlı martı,

süzülür geçer taze sürgünlerinden dalların.

Çakır gözlü bir köy güzeli eğilir suya,

laciverdin en güzelinde temizler

kanayan yarasını bir genç yüreğin.

Bir yorgun güneş okşar

altın rengi saçlarını ikindi serinlerinde.

Alır başını gider serseri düşünceler ardı sıra yaşlı takaların,

özlemler yankılanır yosun kokan

tek pistonlu motor homurtularında.

Alçak şerefeli, ahşap minaresine yoksul köyün,

her sabah

yağmur yüklü, gri bulutlar dokunur.

Her sabah, doğuşuyla ümit yükü bir yeni günün,

bu mahzun sahillerde

yürek yakan, yanık sevda türküleri okunur.

uzakdost-Eylül 2008-Hatay 

Yorum (26) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

9/5/2008 - Gideceğim bu şehirden

Kategori: Siirlerim

 

Kararlıyım!...

Bir gün,

bırakıp gideceğim her şeyiyle bu şehri...

Yorgun sokaklarında dinlenen ayak seslerini,

kirli kaldırımlarını, mutsuz insan manzaralarını,

özgür ve sere serpe gezinmelerini itlerin.

Aç karına seyrettiğim, imrendiğim, yiyemediğim,

nefsimi sorgulayan kokularını gevrek simitlerin...

 

Bir gün,

bırakıp gideceğim bu şehri...

Uzun, soğuk ve şekilsiz gecelerini,

sevimsiz yalnızlıklara terk edeceğim.

Baharını bırakacağım çiçek çiçek,

hazanını yağmur yağmur,

karını, ayazını, kara kışlarını...

Bırakıp gideceğim bir gün bu şehri,

bağrıma basarak ardımdan ağlayan bakışlarını.

 

 

 

Bir gün,
bırakıp gideceğim bu şehri...
Yine,
çocukluğumun,
dorukları sislerle kaplı anaç dağlarına,
berrak ve serin suların oynaştığı küçük derelerine...

Denizine dalga dalga, gecesine yıldız yıldız,

suyuna, toprağına, çiçeğine, taşına...

Alıp gideceğim gönlümü bir gün,

içinde sunaların oynaştığı, sessiz bir pınar başına...

 

Bir gün,

alıp başımı gideceğim bu şehirden.

Gittiğim yerlerde,

özgürce şarkı söyleyecek rüzgarlar...

Bulutlar beyazın en güzelinde, en tatlısında

ve pamuk şekeri kıvamında olacak.

Salacağım bakışlarımı enginliğine gök mavinin,

ruhuma sonsuzluğun tarifsiz huzuru dolacak.

 

Ben,

bir gün gideceğim bu şehirden.
Yağmurların kendince çisil çisil ağlayışı,

çamurlu sokaklarda damlacıkların oynayışı

ve hartama damlarında bir mahzun beste,

tebessümüm olacak o kaçınılmaz son nefeste.

 

Ben,

gideceğim bu sevimsiz şehirden.

Ağaçlarım olacak şairin hür çizdiği,

ormanlarım olacak , kardeşçe sevdalı.

Ne para isterim, ne pul, ne şan şöhret,

taç olsun başımda yeter, bir küçük defne dalı.

 

Ben,

gideceğim bu şehirden.

Seherimde olmayacak gölgesi gökdelenlerin,

yakamozlar gezinecek ayak uçlarımda.

Selam söyleyeceğim martılarla güneşe,

enginlerinde gemiler süzülecek bakışlarımın.

Aç ise aç, tok ise tok olacağım,

bir lokma olsa bile, ekmeğimi komşumla bölüşeceğim...

Her sabah ve her akşam huzurum olacak bir tek selamı,

ben, insanlarımın kucağında, insanca öleceğim.

 

Bir gün gelecek,

ben bu şehirden gideceğim.

 

uzakdost-Mayıs 2008-Ankara

Yorum (49) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

1/4/2008 - Bu gün...

Kategori: Siirlerim

 

Bu gün,

odam soğuk,
dizlerimde sakin bir serinlik gezinmekte.
Yorgun damlaları düşmekte yağmurun pencereme

bir kuşluk sonrası tedirginliğinde,
sokaklarda küçük gölcüklerle oynaşmaktalar, neşeli...
Mavi gökler,sevimsiz bir grinin tonlarına boyanmış,
öfkeli esiyor,
bozkırın alçak tepelerinden yüreğime sabahın yeli...

Bu gün,
bir garip hüzün, alıp başını gidiyor bir yerlere içimde,
bir şarkı, can çekişmekte uzaklarında duyuşlarımın.
Bir şiir, bir hikayeyi anlatmakta nefes nefese,
ağlamakta birileri,
sayfalarda göz yaşları var.
Ben,
çaresizim,tutamam elinden,
bakarım öyle mahzunluğuma,mahzunluğum bana bakar...

 

Bu gün,

ıslak yine kirpiklerim,

çiğ taneleri dökülmüş bakışlarıma baharın...

Tutamam, dokunamam, kıyamam,

bir kelebek ağlar içimde, asla anlatamadığım.

Bir eski yara kanar gönlümde hala,

yıllardır söküp atamadığım.

 

 

Bu gün,

söz sükutlarda, kalem tarihe not düşmekte aşkı.

Dökülmüş tek tek mahzun bakışlar kaldırımlara,

çiğnenmekte köşe başlarında hıçkırıklar.

Bilirim,

ömrümü çalmıştır zaman ve bu gönül beyhude  bekler,

sevdamı çoktan yemiştir zira, hayat zindanında aç köpekler.

 

uzakdost-Nisan 2008-Ankara

Yorum (31) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

18/3/2008 - Kaybedişleri yaşamışsan eğer,üzülme!...

Kategori: Siirlerim

 

Ve,

gün gelir,

gözlerin rengini unutturur sana zaman,

bakışlardaki  sıcaklığı kaybedersin.

Ne sesi kalır kulaklarında,

ne anılar canlılığını koruyabilir, inan!...

Unutursun,

unutturur zaman acıları, hüzünleri, ayrılıkları.

Bir tatlı anı olarak kalır sana,

terk edildiğinde yüreğine batan cam kırıkları.

 

 

Önce,

zamansız biten aşkına ağlarsın,

sonra, yalnızlıklarına, kadere...

En güç sınavını yaşarsın hayatın,

beyhude sorulur sorular,cevaplar aranır boş yere...

 

Yavaş yavaş uykuya dalar acılar,

eser geçer zaman,

hafif bir meltem misali, serin...

Hatıraların mahzun sessizliğine gömülür,

bir zamanlar,

yüreğinde yarattığın, yaşattığın eserin...

 

Her yıl,

her ay,

her gün,

her saat,

hesaplaşacaksın geçirdiğin her anla...

Acıyor ya şimdi yüreğin, ama aldırma,

inan sen de alışacaksın zamanla...

 

uzakdost-Mart 2008-Ankara

 

Not: www.blogcu.com/mavielbise nin, ''Bir buruk tebessüm../..dudaklarında'' isimli şiirine, uzakdost yorumudur.

Yorum (45) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

11/3/2008 - İstanbul Şiirleri...

Kategori: Siirlerim

 

‘’ Bu şehr-i Sitanbul ki bi misl ü behâdır
Bir sengine yek pâre Acem mülkü fedâdır.’’

                                                               Nedim

 

Ah şu İstanbul şiirleri!...

 

Ne zaman bir İstanbul şiiri okusam,

bir başka yanar yüreğim,

bir başka sökün eder hüzün bulutları ruhuma.

Bir başka yağar sevda yağmurları geçe kalmış zamanlarımda,

bir başka ıslanır yorgun duygularım salkım saçak...

Gözlerim dolar, ağlarım feryatlarımda,

ya da sukutlarımda bir köşe ararım sığınacak...

 

Ah şu İstanbul şiirleri!...

 

Onca ışıltıya, onca gürültüye, onca ihtişama rağmen,

nasıl da suskundur,

sevdalara düşen gönüllerin hüzün yüklü geceleri kucağında...

Üşüyen avuçlardan,

nasıl da dökülür yalnızlığa yoldaş,

hasretin hırçın kelimeleri şiirlere aheste...

Nasıl da asılı kalır, gülüşleri unutan dudaklara,

özlem şarkılarına can veren bir mahzun hüzzam beste...

 

Ah şu İstanbul şiirleri!...

 

Üsküdar'ı,

Kız Kulesi,

köprüsü,

boğazı,

denizi,

gemileri,

ak kanatlı martıları...

Sahillerinde, sevdalı yürekler misali,

öyle masum, öyle heyecanlı, öyle güzel oynaşır suları...

 

Zaman susar, şiir susar, şarkı susar,

sözler yol olur uzanır bir ucundan bir ucuna yakaların.

Çığlık çığlığa yaşar günü,Gülhane’de bülbüller, Aşiyan’da sakaların...

 

Ah şu İstanbul şiirleri!...

 

Ne çok şeyi,

ne hazin hikayeleri anlatır,

ne esaretlere tercüman olur okunmamış kelimeleri...

Ne çok şiirin,

ne yaşanamamışlıklara tercüman olur suskun dilleri.

 

Ah şu İstanbul şiirleri!...

 

Dertlerin, kederlerin, yarım sevdaların,yitirilen ümitlerin,

hasretlerin söz olup,

yazı olup,

göz yaşı olup dökülmesi yorgun bir defter yaprağına...

Nice mahzun hikayelerin vuslatıdırlar,

karışıp giderken biçare ömürler,

her taşı altın bilinen bu şehrin kara toprağına.

 

Ah şu İstanbul şiirleri!...

Ne çok sahtekarlıkları gizler kelimeleri ,

ne acıları, ne çok kirleri...

Yüreğini çalar gönlünden insanın güzelliği,

gözünden renkleri, aklından fikirleri...

 

Ah bu İstanbul şiirleri!...

Okursunuz, kapılırsınız bir durdurulamayan akışa,

bir sevda rüzgarı koynunda gezinirsiniz öylece,

yedi tepe İstanbul’u  sere serpe, özgürce...

Bir yetim sahilde,

oynaşırken bakışlarınız çapkın dalgaları ile denizin,

bir seher yağmuru yağar yüreğinize çisil çisil, üşürsünüz...

Zaman büyür, şehir büyür, acı büyür içinizde, bir siz küçülürsünüz.

 

uzakdost-Mart 2008-Ankara

 

Not: www.blogcu.com/diloylo 'nun ''Avuçlarıma Sen Düşüyorsun'' isimli şiirine uzakdost yorumudur.

Yorum (31) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Arada oturup yazarsınız işte...İçinizdeki bir meçhulden gelen sese kulak verirsiniz...Yazmasına yazarsınız da,sonra dönüp bakatsınız ki, kendinizi yazmışsınızdır...

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv

Kategoriler

Arkadaşlarım

hazanmevsimi
gulcinkuju
neslinursema3
emelsen
sessizsenfoni
benpacella
sevgicicegii
nekin
jadore
bizimada
adankana
yagmurtuana
cigdemyavuz
mesale
romantikmeyhane
bennns
diloylo
biryudumrenk
nursalkimi
mervecan
mavikoridor
sercen
arzununpenceresinden
maksude
sessizciglik1
missing86
duygularinsairi