Sihirli yazılar...

16/3/2009 - Bir yol hikayesi...1

Kategori: Gezi Yazilari


    Anadolu içlerinin yalnız ve ıssız bozkırlarında bir karmaşık gece. Güney sahillerinde erik ve badem ağaçları çoktan çiçeğe durdukları, balkonumuzdaki Ankara doğumlu sardunyaların ilk kez ölmeden geçirdikleri bir kış sezonundan sonra, küçücük kırmızı çiçeklerini, olanca güzelliği ile bakışlarımıza sunmaya başladığı bu Mart gününün ilerleyen saatlerinde, bu çorak ve sessiz bölgeyi sarıp sarmalayan sevimsiz gece karanlığının etekleri ardına sığınan yağmur bulutları, yer yüzüne iyice alçalmış, ne yandan estiği anlaşılamayan rüzgarın önüne katılmış, alçak tepeleri yalayarak, suya susamış bilmem hangi kıraç toprağı sulamak için alel acele uçuşup gidiyorlardı.

     Daracık yolda ağır ağır ilerleyen aracın farlarından fırlayan güçlü ışık huzmeleri, uzak mesafelerde kendilerine bir arkadaş arıyormuşçasına sere serpe geziniyor, her virajda araziyi inatla ve sabırla tarıyor, küçücük de olsa, çok uzaklarda da olsa, belki yoksul ve bakımsız, belki öylece kendi hainde, kendi dünyasında, kendi güzellikleri ile yaşamakta olan bir köy evinin penceresinden sızabilecek bir soluk aydınlığı yakalayabilme gayreti gösteriyor gibiydi.

     Gecenin gizeminin sarıp sarmaladığı, hiç beklenmedik anlar ve şekillerde karşılarına çıkan  küçük ve sesiz köyler, birkaç saattir bu sevimsiz seyahatin ürkütücü ve geri dönülmesi zor realitesini yaşamakta olan yolcuların yüreklerine ufacık da olsa kendilerine güven serpintileri ekmekte, farkında olmadan tutulan solukların yenilenmesine vesile olmaktaydılar.

     Tanımadıkları, sevmedikleri ve karanlıkların renksiz kara renginin boyadığı bu uzak coğrafyanın tek güzel tarafı, aracın ışıklarının aydınlattığı yolda, olanca güzellikleri ve sevimlilikleri ile gezinen, gürültü ve ışıktan çok etkilenmedikleri, ya da ne yapacaklarını şaşırdıkları için güçlü ışığa yakalandıklarında öylece bulundukları yere oturup kalan, bazen yalnız, bazen de guruplar halinde serin ve renksiz geceyi renklendiren yabani tavşanlardı.

     Sivas’ın Şarkışla ilçesine güney istikametinden yaklaşan bu tenha yol, bu mevsim ve bu saatlerde pek sürücüler tarafından tercih edilmiyor olmalıydı ki, yaklaşık 150 km ye yaklaşan zahmetli yolculuk sırasında, ne gittikleri istikamette, ne de karşı yönden gelen bir araca rast gelmemeleri,  gecenin yabancı gölgelerinin korku duygusuna dönüşüp, yüreklerine dolmasına sebep oluyordu.

     Günün yorgunluğunu üzerinden atamadan, akşam saatlerinde yola düşmek mecburiyetinde kalan sürücü, bu zahmetli yolculu kazasız belasız tamamlayabilmek için olanca becerisini ve dikkatini seferber ediyor, kestirme olduğu için tercih ettiği bu tenha yola girdiği için kendine lanetler yağdırıyor, içinden ardı ardına küfürler sıralıyordu.

     Hemen yan koltukta oturan eşi, korkudan ve heyecandan fal taşı gibi açılmış gözleri ile yolu süzüyor, en küçük karaltı ve harekette ahlar vahlar çekiyor, araçtakilerin duyacağı bir biçimde bildiği bütün duaları aradı ardına sıralıyor, bu durum da araç sürücüsünün sinirlerini iyice bozuyordu.

     Bir zaman sonra, serseri gibi gezinen kara yağmur bulutları, taşıdıkları su damlalarını yer yüzüne bırakmaya karar verdiler ve aracın homurtusuna karışan dua seslerine bir de  tavana düşen kalın damlaların tıkırtısı eklendi.

     Tüm olumsuz koşullara bir de yağış eklenince, zaten oldukça yavaş seyreden aracın hızı biraz daha azaldı, varılacak menzilin zaman olarak mesafesi daha da arttı. Yağmurla birlikte, arada bir tebessümlerine neden olan tavşanlar da yolları terk ettiler, bu yitik arazide tamamen kaderleri ile baş başa kaldılar.

     Bu sevimsiz seyahat, yolların biraz düzgünleşmesi ve yol kenarına dizilen köylerin sıklaşmasının ardından, uzaktan gözüken Şarkışla ışıklarını fark ettiklerinde sona ermiş oldu ama, aslında biten hiç bir şey olmadığını, tam aksine, asıl problemlerin yeni başladığını gecenin ilerleyen saatlerinde anlayacaklardı.

     Yoğun yağmur altında,gecenin ilerleyen saatlerinde  iyice tenhalaşan ilçe sokaklarında hiç durmadılar, bu zorlu parkuru sorunsuz tamamlamanın verdiği kendine güven ve moralle, Sivas yönüne doğru hızla ilerlemeye devam ettiler.

     Kış mevsiminin hala olanca ciddiyeti ile kendini göstermekte olduğu bu zor bölgede, gece vakti, soğukta, yağışta, her türlü olumsuzluğun kol gezdiği böyle bir zaman diliminde, dört kişilik bu aileyi yollara düşüren, Akdeniz’in yumuşak ikliminden koparıp, Doğu Anadolu’nun sert doğa koşulları ile mücadeleye zorlayan sebep neydi?

     Hikayemizin bu bölümünde biraz zamanın öncesine dönelim ve bu soruya cevap arayalım.

 

          Çalışmayı seven bir insanım, fabrikadaki zamanın hemen hemen tamamı makineler ve işçilerimin arasında geçiyor, ofiste, masa başında, bilgisayar karşısında çok gerekli olmadıkça bulunmamaya çalışıyorum.

     Evime asla iş götürmüyorum, orada geçireceğim saatlerin aileme ait olduğunu düşünüyor, hobim olan yazı yazma olayını bile, kendime zaman ayırabildiğim ölçüde iş yerimde gerçekleştirme çabası içinde oluyor, kendileri üzerindeki sorumluluk ve görevlerimi layıkı ile yerine getirmediğim düşüncesine kapılırla endişesi ile, üç yılı aşkın bir zamandır kaleme almakta olduğum tüm çalışmalarımdan asla yakınlarıma söz etmiyorum.

     İlk kez, bu gece, yoğun bir çalışma günü akşamında, evime geç saatlerde döndüğüm, hatta eşimin, çok sevdiği Türk dizilerinden bir tanesini hararetle seyre daldığı kaçamak anlarında çaktırmadan üçlü koltuğun kenarına yorgun başımı yaslayıp, tatlı tatlı kestirdiğim, daha sonra da tüm aile fertleri uykunun sıcak ve sevimli kucağına kendilerini teslim ettiği, gecenin karanlığından süzülüp gelen ve penceremi olanca şiddeti ile dövmeye başlayan bir Akdeniz yağmuru eşliğinde, bilgisayarımın başına oturdum ve hayatın gerçeklerini, duyguları, evlat sevgisini, insan ilişkilerini anlatan uzunca bir yol  hikayesini yazmaya başladım.

     Bilemiyorum bu gece, artık pek genç sayılmayan vücudum uykusuzluğa direnebilecek ve parmaklarıma sonsuz bir hoşgörü göstererek, yaşadığım bu bana göre ilginç hayat kesitini yazıya dökmesine izin verecek mi?

     Sanıyorum ki, evladı olanlar, ondan uzaklarda yaşamak zorunda kalanlar, ya da anne-baba sevgisinin tarifini, daima var olmasına rağmen henüz yüreklerindeki bir yerlerden bulup çıkaramayan ve bu durumun vereceği hazzı tadamayanlar, bu hikayede kendilerinden bir şeyler bulacaklardır.

     8 Mart Pazar gününün yarısı, her zaman yatığımız gibi yine fabrikada, işimizin başında geçti. İkindi zamanlarında ancak ilçeye dönebildim ve eşimin tavsiyesine uyarak fırınımızdan üç adet sıcacık lavaş ekmeği alarak evin yolunu tutum. Aslında iş yerinde yemek servisi vardı ama, en azından tatil gününde, gündüz gözü ile beraberce bir sofrada toplanalım ve hoş sohbet eşliğinde yemeğimizi yiyelim diye düşündüm, karnımı evimde, ailemle birlikte doyurmaya karar verdim.

     Gerçekten güzel yemekler getirdi hanım sofraya ve saat 17.00 sularında afiyetle karnımızı doyurmaya başladık dürümlerimizle. Henüz birkaç lokma yemiştim ki, eşimin telefonu sevimsiz sevimsiz çalmaya başladı. Yeni aldığı bu aletin sesinden hiç hoşlanmıyordum zaten, bir de zamansız çalması canımı oldukça sıktı, ‘’Kim bu yanlış zamanda telefona sarılan saygısız?’’ diye geçti içimden.

     Her zaman güler yüzlü olan ve bilhassa yemek saatlerinde soframızı hoş sohbeti ve şakaları ile şenlendiren eşimin yüzü, telefondan işittiği ilk cümlelerle birden asıldı. Arayan büyük kızımdı ve iki gözü iki çeşme ağlamakta, bunalıma girmekte olduğundan yakınmaktaydı annesine.

     Aslında onun böyle yakınmaları çok sık olurdu ama, bu kez iş gerçekten ciddi görünüyor, durumun vahameti annesinin telaşlı ve çaresiz bakışlarından belli oluyordu. Elindeki lokmayı usulca masaya bıraktı, ağzındakini de bin güçlükle yutabildi, gözlerinden şakaklarına doğru bir küçük göz yaşı damlası süzülüp gitti.

     Elinden geldiğince, dilinin döndüğünce, ana yüreğinin olanca hassasiyetini taşıyan titreyen sesiyle  bir şeyler anlattı kızına, yatıştırmaya çalıştı ama, iş telefonla halledilecek boyutu çoktan aşmış gibi gözüküyordu. Genellikle anne kız görüşür, işlerine beni karıştırmazlar, olayları kendi aralarında yoluna koyarlardı ama, bu kez fazlaca çaresiz kalmış, ya da kızımız gerçekten  bunalıma girmiş olduğunu fark etmiş olacak ki, ilk kez telefonu bana uzattı, dumanlanan gözlerinin derinliklerinden çıkarıp gönderdiği güven dolu bakışlarının ardından,

     -Bu iş beni aşıyor, lütfen bir çare bul bey!’’ diye fısıldadı.

     Ben de aklıma gelen birkaç güzel söz ile kızımı avutmaya, yol göstermeye, sakinleştirmeye çalıştım, hayatın zorluklarından, insanlarla ilişkilerin zahmetli ve sabır gerektiren olaylar olduğunu anlatım ama, olay gerçekten telefonda çözülecek gibi gözükmemekteydi. İşin kötü tarafı da elimizden, birkaç güzel söz söylemekten başka bir şey gelmiyordu.

     Eşim biraz daha dil döktü, sakin olmaya, sabırlı olmaya, dayanıklı olmaya gayret göstermesini istedi ve telefonu kapadı. Canımız çok sıkılmış, yemeğimizin de tadı kaçmıştı. Eşimin gözlerindeki damlanın kurumasına izin vermiyordu duyguları ve sessiz sessiz ağlıyordu uzaklardaki kızının bu mutsuz haline, bir taraftan da çare arar gibi gözlerimin içine bakıyordu.

     Mutfak penceresinden gözüken ve her akşam yemeği için sofraya oturduğumda, büyük bir zevkle üzerinden güneşin batışını seyrettiğim, batı istikametinde uzanıp giden ve İskenderun Körfezi ile aramızda olanca sevimliliği ile uzanan alçak tepeleri, birkaç gündür göklerimizi istila eden toz bulutunun sevimsizliği eşliğinde yalayıp geçti yine bakışlarım ve her zaman yaptığım gibi, ani bir karar verdim eşime dönerek;

     -Kalkın!...Erzurum’a gidiyoruz!...dedim.

     Tüm aile fertleri şaşkın şaşkın yüzüme baktılar ama, böyle ani çıkışlarımın asla dönüşü olmadığını çok iyi bildikleri için, soru sorma gereği duymadan sofradan kalkıp, gerekli hazırlıkları yapmak için odalarına yöneldiler. Böyle ani kararları çok çabuk uygulamaya koyarım ve genellikle de çok asabi olurum. Bizimkilerin hemencecik hazır olacaklarını bildiğimden, ben de zaman geçirmeden giyindim, arabayı uzun yola çıkacak hale getirmeye indim.

     Zaman kaybetmedik. Bir saat içinde her şey hazırdı, gerekli yerlere telefonlar edilmiş, araba düzenlenmiş, araç zinciri ve kalın giyecekler gibi kışlık aksesuarlar yerli yerine yerleştirilmişti.

     Akdeniz Bölgesinde yaşamak insana kış mevsiminin bazen çok sevimsiz olabileceğini unutturuyor ama, bizler, bu konuda gerçekten çok tecrübeli insanlardık. En azından hayatımızın son 6 yılını İç Anadolu bölgesinde uzanan bozkırların, dayanılması zor ayazını tadarak geçirmiştik.

     Oğlum, okulundan ayrı kalacağı için üzüldü ilkin biraz ama, karlarla dolu bir memlekete gideceğini öğrenince, hele de kar görmeden geçirdiği bir kış mevsiminin nihayetinde, yeniden kar topu oynayabileceğini, kayak kayabileceğini duyduğunda çok sevindi. Botları, eldivenleri, kalın kazakları, kışlık neyi var ise alıp getirdi dolabından.

     Saat 18.00 sularında yola çıkmıştık. Hava ve yol durumunu öğrenebilmek için haber kanallarını aradık önce radyodan, sonra da haritadan kendimize uygun bir gidiş güzergahı seçmeye çalıştık.

     Malatya-Elazığ-Bingöl-Erzurum güzergahı yakındı (yakın dediğimiz, hiç mola vermeden 10 saat kadar) ama, hem gece yolculuğu yapacağımızdan, hem hava raporlarının çok iyi gözükmediğinden, hem de terör olayları nedeni ile çok güvenli olmayacağını düşündüğümüzden, kendimize daha uzun olan K.Maraş-Sivas-Erzincan-Erzurum  yolunu izlemeye karar verdik.

     Böylece, belki de hayatımızın en zor geçecek seyahatine, ilk kez biraz korku, biraz endişe, biraz da heyecanla başlamış olduk. Tüm bu duygularımızı birbirimize belli etmiyorduk ama, her birimizin yüreğindeki sevgisi tarifsiz büyüklükte olan kızımızın, hayat mücadelesinde içine düştüğü çıkmaz durumu çözümlemek, karanlıklarını aydınlık kılmak, ümitsizliklerin yerine yeni ümit tohumları ekebilmek ve hayatını mutluluk esintileri ile renklendirebilmek düşünceleri ile doluydu aklımız.İşte bu nedenle de, durumun vahametine aldırmayarak, karanlığın belirsizliğine doğru aracımızı sürüp gittik.

(Devamı var)

uzakdost-mart 2009-Antakya

Yorum yaz!

2009-05-11 01:31:49 - slm

Yazan: musahip
Yüregine saglik ,bence yazdiğinin içinde herkes kendinden bir şey buluyorsa anlam kazanır.Bende kendimden bir seyler buldum zaten..
sagilarımı bırakiyorum...
Bağlantı

2009-03-27 10:14:26 - hayırlı cumalar uzakdost

Yazan: sarmasikgullerim
Bütün âlemleri yaratan ve ayakta tutan Rabbimiz’e, zerrât-ı kâinat adedince hamd ve şükür, Peygamberler Serveri Efendimiz’e, diğer enbiya-i izâma, melâike-i kirama, ehl-i beyte ve Hakk’ın bütün sadık kullarına da deryalardaki su damlaları, çöllerdeki kum taneleri adedince salât ü selam olsun.
Üzerimizdeki lütuflarını saymakla tüketemeyeceğimiz, ihsanı, keremi bol, rahmeti, şefkati ve merhameti sonsuz Rabbimiz!
Bize dünya adına verdiğin bütün nimetleri din-i mübin-i İslam’a hizmet etme istikametinde kullanmayı nasip eyle! Bizi, kardeşlerimizi, hepimizi bütün mevcûdâtı kuşatan ve her şeye şâmil olan engin rahmetinden mahrum etme!
Allahım! biz, sadece Sana güveniyor ve ümid edip beklediklerimizi de yalnız Sen’den bekliyoruz; her halimizi ıslah buyur ve bizi göz açıp kapayıncaya kadar, hatta ondan da az bir süre için bile olsa kendimizle, nefsimizle başbaşa bırakma!
Ey kullarına her zaman hilmle muamele edip, onların günahlarını görmezden gelen ve yeniden dönüp sırat-ı müstakimi bulmaları için fırsat üstüne fırsat veren yüce Mevlâmız! Bizler çok hatalar irtikap ettik, çok günahlar işledik.
Şimdi “Tevbeler tevbesi!” diyor, yüce huzurunda boyun büküyor, huşû ile iki büklüm oluyoruz. Şayet bizi cezalandıracak olursan adaletinle muamele etmiş olursun; yok eğer onca günahlarımıza, kusurlarımıza ve isyanlarımıza rağmen o hududu olmayan rahmet ve merhametinle muamelede bulunur ve affedersen, o da Sen’in fazlın olur;
Sen’in fazlın bizim hayal sınırlarımızı bile aşacak kadar büyüktür.
Ey rahmeti gazabının önünde bulunan, kullarının tevbelerini kabul buyuran ve dua dua yalvaranların nidalarına icabet eden Yüce Rabbimiz!
Amellerimizdeki eksikliklere ve sözlerimizdeki kırık-döküklüğe değil, hakkındaki hüsn-ü zannımıza ve rahmetine bağladığımız recâmıza göre muamele et ve bizim dualarımıza da icabet buyur; bizi haybet ve hüsrana uğratma!
Efendiler Efendisi'ne, O’nun nezih ehl-i beytine, seçkinlerden seçkin ashâbına salât ü selam ederek bunları Senden dileniyoruz, Rabbimiz!
AMİN
bloglarda okuduğum hiçbir yazı bu kadar zevk ve huzur vermiyor.buda size bir itiraf
Bağlantı

2009-03-26 19:43:12 - Öz...

Yazan: ozunozu
Sayfamda misafir etmeyeli çok uzun zaman olmuş,uzakdost um.Küstürdüm mü derken misafir ettim sayfamda.

Yoksa küs müyüz?
...............................
İşler çok yoğun.
Değil internete girmek, bir bardak çay içmeye dahi vakit bulamıyoruz.
Ortalıkta pek gözükemememizin sebebi budur.
Yoksa,
zevkimizdir dost sayfalarda gezinmek, güzellikleri takip etmek ve yorumlamak.UD




Düzenleyen uzakdost gün: 27/3/2009 saat: 15:11
Bağlantı

2009-03-26 17:59:23 - merhaba

Yazan: diloylo
Hasretliğin her çeşidi zor ya evlat hasretliği bir başka.
Ama herşeyden önemlisi uzakları yakın edebilecek böylesi bir aile birliğine sahip olabilmek.
Umarım hayat her zaman üstesinden gelebileceği zorluklarla karşılaştırır çocuklarımızı.

Uzun zaman oldu uğrayamadım sayfana selamlarımı yollayamadım.
Uzakdost'un hoşgörüsüne sığındık şu durumda:)
Sevgiler,saygılar diloylo'dan.

Bağlantı

2009-03-25 23:54:29 - (::)

Yazan: zeynepnazz18
evet çok şükür fırsatım oldu okumaya:)yine çok güzel tasvirlerle yazınızı şahlandırmışsınız adeta... ama ufacık bi problemim var yazı bir seferde okuyunca yoruyor insanı oldukça uzun :) (anlatılanlar güzel kaleme döküldüğü için pek bu yorgunluk insanın gözünde büyüyen bişey olmuyor) ama abi biraz daha kısa bi yazı olsaydı daha güzel olacaktı..yüreğine sağlık..hoşkalasın..
Bağlantı

2009-03-25 13:51:15 - evlat hasreti

Yazan: isimsiz
blogcu değilim ama sürekli takip eder okurum bu güzel yazılarınızı okur kendimi bulurum.bazen rüyalara dalarım okurken siz ve diğerlerin sayfalarında.bu yazıyı okuyunca bende bir yorum yazmak ihtiyacı duydum kendimde.diğer arkadaşlar gibi önce bir yol hikayesi diye okur ve sonu öyle beklerken birden bir annenin babanın evlat hasretini gördüm yaznın sonunda içim yandı.yandı neden benimde oğlum gurbetde okuyor gerçi çok uzak değil ama dana ana kuzusu iken 15 yaşında ayrı kaldık.bu ilk ayrılışımız onun bana benin ona ihtiyacımız olduğu dönemde ayrı kaldık .gerçi onun geleceği için iyi okullarda okusun diye ama insan işde dayanamıyor.akşamları olduğu zaman okuldan geldiği zaman onun yüz hatlarını gördüğüm an bilirdim neler yaşadığını ama uzak şimdi göremiyorum ne yapıyor neyaşıyor ne hissediyor telefonlar var elbet ama yanındaki gibi olmuyor ki.telefonlardan bile anlıyorum aslında neler yaşadığını ses tonundan ama elimden ona ancak telkin verir yardımıc olmaya çalışmak geliyor yanında olmazsan elinden tutmasan başını göğsüne koyupda sarılmadan olmuyorki onun yerini tutmuyorki olmuyor işde.artık böyle devam edecek oğlum bensiz büyüyecek 4sene lise 4sene üniversite derken ayrı kalacağımız yıllar düşündükce kahroluyorum.sevinçlerinde yanında değilim acısı olduğunda elini tutamıyorum çok zor.allah daha beterinden saklasın inşalalh sizin kızınızın sorunu umarım hasretlikdir başka birşey olmasın inşallah allah yar ve yardımcınız olsun .yüreğinize sağlık sevgi ve saygılarımla... AŞKIM

Düzenleyen uzakdost gün: 26/3/2009 saat: 08:06
Bağlantı

2009-03-23 23:40:45 - ....

Yazan: kayipsehirler
ilk olarak ifade etmem gereken uzun olup sıkıcı olmayan bir yazı..yazınızda baba olmanın bir ev reisi olmanın sorumluluk işi oldğuun tekrar idarak ettim...ümid ederimki kızınızla ilgili sorun bir çözüme kavuşmuştur ve fazlasıyla bir sıkıntıya sebeb olmamıştır...devamını bekliyoruz..sevgilerimle
Bağlantı

2009-03-23 17:14:55 - slm

Yazan: suskunlugum.blogcu
güzel bir hafta dilerim arkadaşım
uzakta ama yakınımdaki dostum
kirmizigullerim blogcu
benim kardeşim kadar değerlidir
sizi söyledim dilerim güzel
paylaşımlar olur arkadaşlıklar.

yazınızın devamını bekliyoruz

sevgiler sevennel
Bağlantı

2009-03-23 15:18:13 - ....

Yazan: birguzelciftiz
Önce müzik alıp götürdü beni bir yerlere ardından da cümleleriniz...okumaya doyamadığım bloglardan bir tanesi.belki biraz geç tanıştım bu sayfa ile ama olsun tanıştım ya önemli olan o :))
selam ile...
Bağlantı

2009-03-22 19:11:08 - Slm

Yazan: kirmizigullerim
Cok Guzel Blogunuz Ve Yazilariniz Kutlarim Sizi
Ben Yeni Bir Blogcu olarak Sizide Arkadas Listeme Ekledim
Sizde Kabul Ederseniz Sevinirim..
Selamlarimla
Bağlantı

2009-03-22 16:37:03 - .

Yazan: SessizCigliklarim
Babalıgınız,aile reisliginiz..
Keşke her baba böyle olsa dedirticek güzelllikte.
emin olun hikayenizde kendimden bir çok şey bulup cıkardım.
devamının iyiliklerle gelemesini dileyeyek bekliyorum..

sevgi ile.
Bağlantı

2009-03-22 00:29:25 - merhabalar...

Yazan: kapalikapilar
İyi geceler uzakdost!Yazılarınızı okuduktan sonra çok da uzak olmadığınızı düşünüyorum.Bahsi geçen o bölgede 2 yıl görev yaptım.Ne denli zor şartlarda yolculuk yaptığınızı benden daha iyi kimse anlayamaz.Zaten herkesin bir yol hikayesi yokmudur ki hayatında...


Düzenleyen uzakdost gün: 23/3/2009 saat: 08:08
Bağlantı

2009-03-21 12:52:52 - dostum

Yazan: hayatbanaborcunvar
ankaralıdan ankaralıya bir sabah selamı sadece...esenkalın..
Bağlantı

2009-03-19 21:33:43 - Ahh...o karanlık yollar...

Yazan: newbahar
Gece yola çıkmaya görsün insan...Yol boyu karanlık yetmiyor gibi ne iklimlere karışır gece.
Yağmur, rüzgar ve kar...Tek göremiyeceğimiz güneştir.
Evlat, insanın aklına bir kere düşmeye görsün. Ne o karanlık ve belirsiz iklim, ne arazi şartları nede terör hiçbirini gözünüz görmüyor değil mi...
Bizlerinde geçmek zorunda olduğumuz karanlık yolar çok oldu. İnsan korkularını ne kendine itiraf edebiliyor, nede yanındakilere hissettirebiliyor.

Anlatım tarzınızda ki akıcılıkla yol serüveni bizim için (şimdilik) kısa sürdü. Beklicez ve görücez bakalım kar güzelinin hikayesini.
Selam ve saygılarımla.
Bağlantı

2009-03-19 21:31:40 - Merhaba Uzakdost..

Yazan: ayazdaikiyurek
Anne ya da baba diyebiliyor olmanın tadı bir başka olsa gerek..
En zor anında hiç düşünmeden onların güvenli kollarına bırakabilmek kendini..
Kendilerine has kokularını duyabilmek harikulade bir şey olsa gerek...
Çok ama çok beğendim yazınızı.Evladınıza olan hassasiyetiniz de çok hoşuma gitti.Devamını da heyecanla bekliyorum.
Sevgiler..
Bağlantı

2009-03-19 19:30:01 - MERHABA

Yazan: simayland
Uzak yollar mesafeler ve yaşattığı duygular okadar güzel anlatılmışki,EMEĞİNİZE SAĞLIK..simayland
Bağlantı

2009-03-19 02:44:34 - Merhaba

Yazan: yaziruhu
O karanlık yolları ve saldığı korkuları çok iyi bilirim...
Gece ani çıkışlar, endişeli yolculuklar...

İnşallah bu "Devamı var..." kelimesi altında çok çok kötü bir şeyler yoktur. Siz-biz, biz-siz olduk artık...

Allah ailenizi ayırmasın hiç bir zaman.
Her daim mutluluklar dilerim.
Bağlantı

2009-03-18 20:12:03 - merhaba uzaklardan sanada dost..

Yazan: aynacayiminsekeri
uzak yoLLar uuzun mesafeLer aralarla aralıklarla zamanlarla uzayıp gitmiş.
gerçekten özlüyor insan bazen bazı şeyleri..
herşey gönlünce olsun..
Bağlantı

2009-03-18 17:23:04 - Merhaba dostum...

Yazan: ilknur1959
Ben de diğer arkadaşlar gibi,gezi yazısı olduğunu sanmıştım ilk başta...okudukça anladımki...yaşanmış bir burukluk var...evet,evlat denince,akan sular duruyor dostum.Hele o'ndan gelen üzüntülü bir haber içini yakıyor insanın.Ne mutlu ki,sıkıntılarını sizlerle paylaşabiliyor...o'na bu güveni verebilmişsiniz...Ana-baba yüreği bu...dünyanın diğer ucunda da olsa,ne yapar-eder gidersiniz.Eminim ki şu ana kadar problem çözülmüştür.Güzel kızınız da,sizler gibi bir aileye sahip olduğu için,ne kadar şanslı olduğunun farkındadır sanırım.
Lütfen devamını ve sonucu fazla geciktirme dostum.Merak ve heyecanla bekleyeceğim.
Sevgilerimle.
Bağlantı

2009-03-18 15:25:31 - ...

Yazan: mavielbise
yola çıktınız ve sağsağlim kızınızın yanına vardınız.kimseye, hiç kimseye bir şey olmadı; tıpkı dönüş yolculuğundaki gibi.sonu böyle gelsin lütfen!

bu arada değinmeden edemeyeceğim: betimlemeleriniz çok gerçekçi tebrikler..
Bağlantı

2009-03-17 17:09:10 - Merhaba...

Yazan: HamiyetAkan
Yazıyı okurken gözlerim doldu ve içimden şöyle geçirdim keşke her ana baba böyle duyarlı olabilse dedim. Zamanında verilmeyen ilgi, zamanında aşılanmayan sevgi öyle derin yaralar bırakıyor ki sonra asla kapanmıyor. Kızınızın durumu bana hiç de yabancı değil yani çaresizlik, bunalım nedir ve insanı ne hallere getirir iyi bilirim ama her insan da şiddeti, derecesi farklıdır. Oldukça yükselmiş olmalı ki içinde aşamadığı durumlardan dolayı size koşmuş. Size başvurmasının nedeni de sizin ona verdiğiniz güven ve sevgidir. Yoksa o güveni siz ona verememiş olsaydınız kendi içinde sorunlarıyla, doğru yanlış bildikleriyle hareket edecek ve belkide dönülmez hatalarla başbaşa kalacaktı. İyi ki varsınız, iyi ki anlayışlı birer ana, babasınız. Sizler gibi insanlara öyle çok ihtiyacı var ki bu ülkenin. Çok şey var yazacak ama gözlerimden akan yaşlara engel olamıyorum. Dilerim hep böyle birbirine kenetlenen, sevgi dolu, anlayışlı bir aile olursunuz. Dilerim kızınızda sorunlarını aşar ama eminim aşacağına çünkü böyle güzel bir ailesi var.

Tüm günleriniz sorunsuz ve mutlu geçsin inşallah...
Sevgilerimle gönül dostu...
Bağlantı

2009-03-17 17:04:47 - merhaba

Yazan: simayland
Okadar akıcıydıki yazı sıkılmadan okurken aklıma yatılı okulda kaldığım yıllar geldi okadar hasrettimki aileme özellikle küçük kardeşimin elinin izini çizerek bana yollanan mektuplar beni dahada üzerdi ve ogünleri yaşattınız bana,çok içtendi..emeğinize minnet..simayland
Bağlantı

2009-03-17 16:48:50 - slm _ÇELEBİ_

Yazan: suskunlugum
önce giriş yazımızı okuyalım huzurluca
sanki ordaymışcasına...

sivas benim toprağım hiç bir zaman malasef görmediğim
memleketim:(

şarkışlanın biraz buruk hatırası var geçmişte

hayat tabiki bu herkezin ki farklı farklı
şu varki sonuçta bir emek var herkezinki farklı farklı olsada
şuna inanıyorum kazma salıyan biryle masa başındaki aynı gözümde
sonuçta herkez yaptğı işte ustadır...kimi enerşisiyle kimi beyniyle
çalışıyor...sonuçta emek aynı emek.

bir yanda size gıpte ediyorum bir yandada ben yapa bilirmiydim demekten
kendimi alamıyorum.

kalaminizden aktardığınız güzel yazılarınız hiç susmasın
umutlarınız gerçek olsun.

devamını belkiyoruz en kısa zamanda

sevgiler saygılar arkadaşım

güzel bir hafta dilerim sevdikleriniz sevenlerinizle

seven_nel


Bağlantı

2009-03-17 11:11:31 - ...

Yazan: mavikoridor
Çok güzel bir anlatım, soluksuz okudum merakla devamını bekliyoruz.

Bu arada kızınız da ne kadar şanslı böyle bir ailesi olduğu için...
Bu zor koşullarda bi an bile düşünmeden kızınızın yanında olmanız....

Sevgilerle...
Bağlantı

2009-03-17 11:01:49 - ...

Yazan: isimsiz
Bir aile sıcaklığı hep yazılarınızda ne hoş...Devamını da okumaya geleceğim.saygılar andasaklı dan...
Bağlantı

2009-03-17 09:08:08 - Merhaba...

Yazan: jadore

Uzakdostun bir hafta sonu gezi yazısı diye okumaya başlamışken..
İçim burkuldu devamını okuyunca..
Anneden babadan, yuvadan uzakta okumanın zorluklarını bildiğimden, bir anne olarak çocuklarımın sorunlarını bildiğimden belki de...
Umarım gelip geçici, anlık bunalımdır...

Merakla bekliyorum devamında, iyi haberlerini...
Bağlantı

2009-03-16 22:20:53 - (::)

Yazan: zeynepnazz18
yeni yazı eklenmiş diye bakmaya geldim evet eklenmiş:)
uzunca bi yazı şimdilik bi göz gezdirdim bi selam etmeden gitmek istemedim tekrar gelicem sindire sindire okumak için iyi geceler dilerim..hoşkalın..
Bağlantı

2009-03-16 22:19:30 - Öz...

Yazan: ozunozu
Uzun yazıları okurken nedense sonunu getiremem.Her halde yazının temasını, temanın özünü sindiremediğimden olabilir.Ama uzun olmasına rağmen yazınızı bir solukta okudum. Devamını ne zaman yazacaksınız? Her halde dönüşte olacak.
Sabırsızlıkla bekliyorum,haberiniz olsun.

Yolunuz açık olsun,aileden evlat ayrı kalınca lokmalar boğaza dizilir.Kızınız için de ailenin yanından. ayrı uzak da kalmak zor gelmiştir.
Bağlantı

2009-03-16 21:08:38 - ...

Yazan: gulcinkuju
bu yazıyı okurken yaşadıklarım geldi aklıma. okurken ailesinden ayrı kalanlar cok çabuk büyüyorlar. 20 senede büyüyemeğim kadar ailemden ayrı kaldığım yıllarda büyüdüm. ve öyle iyi bilirim ki bir annenin buruk sesinde birikmiş gözyasını, bir babanın dalıp giden gözlerindeki evlat hasretini...

belki çok büyük sorunlar yaşamadım ama çok ağlamıştım. yabancılıklar ağır gelir zaten ilk önce, sonra yavas yavas tanıdık olanların ihanetleri acıtır canı. başka türlüsü de olmuyor işte...

umarım sizin kızınızın sıkıntısı da özlemden baska bir sey değildir.
mutlulukla kalın..

saygılar...
Bağlantı

2009-03-16 17:56:44 - ...

Yazan: amozonik
***********
Bağlantı

2009-03-16 13:34:31 - merhabalar...

Yazan: benimlesincan
Ne kadar güzel bir hikaye heleki yaşanmış gerçek olayları içeriyorsa..Hataylı birilerini görünce bloglarda çok seviniyorum ayrıcada iskenderun adının da geçmesi mutlu etti beni canım memleketim..Efendim kendi yaşamınızdan bize yansıttıgınız hikayeyi inanın zevkle okudum devamını bekliyorum..Ah o evlat sevgisi ne yüce bir duygu, sizki bir anne ve baba olarak onun üzüntüsünü paylaşmak için yollar katetmisiniz.. yazınızın devamında buluşmak üzere..Saygılar sevgiler....
Bağlantı

2009-03-16 13:09:47 - MERHABA

Yazan: elifceyasam
Sevgili Uzakdost soluksuz okudum bir yandan gözler dolu bır yandan boğazımda düğümlenen bir şeyler... Kendimi düşündüm birden,yıllar önce ilk ailemden ayrıldıgım zamanlarda; çok paylaşmam gereken şey varken paylaşamamam ve gülücüklerin ardına sığınmam geldi aklıma... Ve eminim ki,rahmetli babamda benim yaşadığım bunalımları bilseydi aynı şekilde ne yapar,eder bana ulaşırdı diye düşündüm. Ne mutlu kızınıza sizin gibi ailesi var ve ne mutlu size bunalımlarını sizden saklamak yerine size açıyor...
Devamını merakla bekliyecegim. İyi bir hafta dilerim. Sevgiler,elifce...
Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Arada oturup yazarsınız işte...İçinizdeki bir meçhulden gelen sese kulak verirsiniz...Yazmasına yazarsınız da,sonra dönüp bakatsınız ki, kendinizi yazmışsınızdır...

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv

Kategoriler

Arkadaşlarım

giz
hazanmevsimi
gulcinkuju
neslinursema3
muspar
ayten
emelsen
sessizsenfoni
benpacella
demint
sevgicicegii
ppencerem
Emel N. Örsoğlu
amozonik
nekin
jadore
vezirhan
bizimada
adankana
yagmurtuana
o0nas0o
cigdemyavuz
mesale
romantikmeyhane
bennns
gelinciktarlasi
Dilek Dönmez
biryudumrenk
nursalkimi
mervecan
mavikoridor
gerceksevda
nurun
sercen
arzununpenceresinden
06bu
maksude
sessizciglik1
missing86
gizledigimzindanmasallari
ilknur gürsoy
duygularinsairi
Ahmet İNCE
smge
mavismor
ebrar67
annekedi
sevgiyleyolculuk
Sertalp Bilal Çay
akgunkaya
runya
hasret12378
aksitabraxas
busecegunler
tumguzellikler
turkanzeybek
rufeydem
banagore1
kkardelen
blogperisi
yardanuzak55
bilgul
siiringozyaslari
matrakiye
ayazdaikiyurek
virginia
sessizharflerim
zordasukunet
pacelladan
kkardelen2
safiira1
mahurbeste75
ozlemlehayat
gercekdostlar07
yitirilmissevdalar
kalbimintacmahali
Nefise ilgi