25/8/2009 - Sıcak Bir Gün

Bu gün, aslına bir köy öğretmeninin, memleketin gözden ırak ve yoksul bir köşesinde, daracık dünyalarının mahzunluna sığınmış, basit bir mutluluk tarifinin çerçevesinde, sokakları, dağları, ufukları soğuk, tezek kokan tek göz evleri ve yürekleri ise sıcacık insanların çocuklarına ışık, kendilerine gönül dostu olan bir genç kızımızın, çokça ilginç anısından bir tanesini, bir bisküvi hikayesini kaleme alacaktım ama, iki sebepten ertelemek zorunda kaldım. Birincisi; daha önceleri bu anısını hikayeleştirme izni almama rağmen kendisinden, bu konuda bir kez daha oluruna baş vurmak istemem ama, maalesef kendisine ulaşma imkanı bulamamam. Umarım bundan sonraki yazımızın konusu bu olur. İkincisi; bu satırları kaleme almakta olduğum gecenin gündüzünde yaşadıklarımı blog dostlarımla paylaşmak istemem. İlginç bir Salı günü yaşadık. Yorucu bir gündü. Tahammül edilmesi zor bir sıcak, yüksek tempolu bir çalışma periyodu vardı. Kendimizi işe kaptırıp, 17.00 sularına kadar akıp gittik zamanın içinde ama, o saatten sonra gerçekte yıkımları oynadık fabrikada. Ben ki; askerliğim Kuzey Kıbrıs’ın güney sınırında, çıplak ve çorak tepelerde geçti, S.Arabistan’da çöllerde dolaştım çok zaman ve oralarda da Ramazanlar yaşadım ama, hiç biri beni bu sıcak Ağustos Salısı kadar etkilemedi, suya bu kadar özlem duymadım. Değişik bir gündü bu gün, hayatımızdaki zor bir zaman aralığı idi. Kendimi eve zor attım, oruçlu olduğum, iftar zamanını iki saat geçmiş olmamıza rağmen henüz bir şey yemedim. Yemesine yemedim de, sanırım 3 litre kadar su içtim, midemde yiyecek tek lokmaya yer kalmadı. Açlığa çok aldırdığım yok aslında ama, çöken bilgisayarım nedeni ile, epeyce bir zamandır uğrayamadığım blog sayfaları, okuyamadığım gönül yazıları ve yorumlayamadığım sevda, özlem, ayrılık şiirlerinin verdiği huzursuzluğu yaşamaktayım. Gerçi, bu aralar dostların bir çoğu tatil periyodun da ama, sanırım bu mukaddes ay, bazılarını yuvalarına, dolayısı ile de bu sihirli sayfalara döndürecektir diye düşünmekteyim. Sözü uzatmayalım, blogun anlamına uygun, bir günlük sohbet yazısı ile sayfamızı yenilemiş olalım. Böylece, uzun yazılarımızı okumakta güçlük çeken arkadaşların da gönüllerin yapmış oluyoruz, 250 kelimeyi geçmeme kuralına uymuş oluyoruz.(Yine de 300 ü bulduk!...) İyi Ramazanlar efendim…. Uzakdost-Ağustos 2009- Antakya
|