21/9/2009 - Yeni bir bayram sabahı...

Yeni bir bayram sabahı… Gönlümüzde yine o buruk heyecan… Koca bir yılın, sıcağı, soğuğu, stresi, yorgunluğu, velhasılı tüm keşmekeşine cesurca göğüs germesini biliyoruz da, bayram sabahının mahzunluğu karşında boynumuz nasıl da bükülüveriyor, nasıl da yangınlar düşüyor yüreğimize, nasıl da yaşarıyor bakışlarımız, nasıl da özlemler çörekleniyor düşüncelerimize, nasıl da geçmişin tebessümlerine sığınıveriyoruz. Yeni bir bayram sabahı… Yine yabancı bir coğrafya, yine yabancı yüzler, yine yabancı gelenekler… İyi ki bayram namazları aynı, bayramlaşmalar aynı, şekerler, çikolatalar, bayram harçlıkları, rengarenk giysileri ve tebessüm eden bakışları ile çocuklar aynı… İyi ki, yurdumuzdayız, sözler, yazılar, cümleler aynı… Yurt dışında bayramı yaşamak gerçekten çok daha zor oluyor. Hele de ayrı bir dinin hakim olduğu topluluklar arasında karşılamak zorunda kalmışsanız bayramı, o zaman burukluğu bir kat daha artıyor gönlünüzün. Burada, Akdeniz’in bu sıcacık ikliminde, bu yeşil yurt köşesinde, biraz da yalnız kalmanın etkisiyle olsa gerek, gerçekten oldukça zor bir Ramazan ayı geçirdik. Bu yaşıma geldim, sıcak ülkelerde Ramazan’ı karşıladım ama, inanın bu kadar suya hasret kaldığımı hiç hatırlamıyorum. Zor bir aydı… Şimdi, Yine bir bayram sabahındayız ve yine yeni bir bayram yazısını kaleme almak için, yeni bir bayram hüznünü yazmak için oturdum klavye başına, güneyden, Akdeniz açıklarından kopup gelen ve balkon kapısına asılı tül perdeyi aheste aheste dalgalandırarak odama dolan, çıplak ayaklarımın arasından geçerken hoş bir serinlikle hislerimi okşayan, sonra da karşı pencereden geldiği gibi sakince çıkıp giden bir sevimli rüzgarın arkadaşlığı eşliğinde, duygularımın kelimelerden ibaret olan resmi çiziyorum sayfamda. Site ne kadar da sakin bu gün. Çocuklar, alıp başlarını bir yerlere gitmişler, arabalar seyrekleşmiş, sessiz, sakin bir Pazartesine merhaba diyor zaman. İnsanı bunaltan sıcaklardan da eser yok, son birkaç günde iyice serinlemiş hava, sağanak yağışlar gezinmekte bu memleket köşesinde, akıllarda sel korkusu var. Yeni bir bayram sabahı… Birazdan küçük kızımda yuvadan uçacak, dört yıl boyunca okuyacağı okuluna doğru yola çıkacak. Bir hafta sonra da büyüğü yolcu, bizim oğlanın keyfi iyice kaçmış durumda. Büyük ablasının yokluğuna alışmıştı da, gün gelecek, diğerinden de ayrılmak zorunda kalacağını hiç düşünmemişti. İki gözü iki çeşme, hatırladıkça hayatın realitesini, usul usul ağlayıp duruyor garibim. Yazacak çok bir şey yok. Gurbet ilde iseniz, ziyaret edecek yakınlarınız, onaracak, temizleyecek, çiçekleyecek ata mezarlarınız yok ise, ananız, babanız, sevdikleriniz uzaklarda ise, çok yapacak bir şeyiniz kalmıyor, basit bir tatil gününe dönüşüveriyor bu müstesna zaman aralıkları işte… Neyse… Duygularımızı siz blog dostlarımızla paylaşabiliyoruz en azından… Bu da bir şey işte… Bu da ufak bir tebessüm kaynağı… Bu nedenle, iyi ki varsınız diyorum… Bayramınızı en içten dileklerimizle kutluyoruz efendim… Uzakdost-Eylül 2009-Antakya
|